ALANYA
TARİHİ ESERLERİ
ALANYA
KALESİ VE KIZILKULE: Üzerinde kurulu bulunduğu
küçük yarımadanın Helenistik dönemden beri iskan edildiği
ve yerleşmeyi korumak amacı ile ilk kez o dönemde kale
inşa edildiği bilinmekle birlikte günümüze uzanan şekli
ile Alanya Kalesi, Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat
tarafından 13. Yüzyılda yaptırılmıştır. 6.5 kilometreye
ulaşan surları, Kızılkule’den başlayarak planlı bir biçimde
sırası ile; Ehmedek, İçkale, Arap Evliyası Burcu ve Esat
Burcu’na inerek Tophane ve Tersaneyi geçip, başladığı
noktada -Kızılkule- son bulur. 83 kule, 140 burcu olan
kalede kısmen günümüze ulaşan 400 kadar sarnıç yapılmıştır.
Dış kalede Ehmedek mevkiinde kervansaray, bedesten, kışlalar
ve Kale Camii olarak da adlandırılan Süleymaniye Camii
gezilebilir. Tophane Mahallesi de irili ufaklı birçok
sarnıcı ve Rumlardan kalarak onarılıp yerli halk tarafında
ikamet edilen eski evleri ile ilginçtir. İç kalede ise;
Bizans Kilisesi, askeri koğuşlar, gözetleme terasları
ve saray olduğu tahmin edilen yapılar ayaktadır. Kalede
yaşam eski kargir ve ahşap evlerde günümüzde de devam
etmekte , bir kısım ev önlerinde dokuma ve boyama gibi
el sanatları turistlere sunulurken bazı ev bahçelerinde
yöresel yemek ve içecek servisi yapılmaktadır. Kaleye
araçla ulaşılabildiği gibi, yürüyerek yaklaşık 1 saatte
çıkılabilmektedir.
Alanya’nın
simgesi haline gelen Kızılkule; hemen limanın gerisinde,
limanı ve tersaneyi korumak amacı ile 1226 Yılında Selçuklu
Sultanı I.Alaaddin Keykubat tarafından daha önce Sinop
Kalesi’ni yapan usta Halepli Ebu Ali Reha el Kettani’ye
yaptırılmıştır. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5
metre kalınlığındaki kule, 33 metre yüksekliğinde ve 29
metre çapındadır. Ortasında bir de sarnıç bulunan kulede
85 taş basamakla çıkılan 5 kat vardır. Kulenin giriş katına,
Alanya yöresine özgü; halı, kilim, giysi, aydınlatma gereçleri,
mutfak ve tartı aletleri, dokuma tezgahı ve yörük çadırı
gibi yöresel yaşam ve kültürü yansıtan eserlerin sergilendiği
‘Etnoğrafya Müzesi’ işlevi kazandırılmıştır.
TERSANE: Daha
önce Karadeniz’de -Sinop- yaptırdığı ilk tersaneden sonra,
Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesi olan bu yapıyı
inşa ettirmesi nedeni ile Sultan Keykubat’a “İki Denizin
Sultanı” denilmiştir. Yaklaşık 57 metre uzunluğunda, 40
metre derinliğinde beş tonozlu bölmeden oluşmaktadır. Yapım
yılı 1227 dir. Hemen yanında tersaneyi korumak amacı ile
yapıldığı sanılan 14x12 metre ölçülerinde iki katlı dikdörtgen
planlı Tophane ve koğuş - idari yapı olarak kullanıldığı
sanılan bir yapı vardır.
ARKEOLOJİ
MÜZESİ: Müze, ilk olarak 1967 Yılında Anadolu
Medeniyetleri Müzesinden getirilen Urartu, Frig ve Lidya
Dönemine ait eserlerle ziyarete açılmıştır. Roma Bizans
Dönemine ait bronz, mermer, pişmiş toprak, cam ve mozaik
buluntular, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı
ve Cumhuriyet Dönemine ait sikkeler ‘Arkeoloji Bölümü’nde
sergilenmektedir. ‘Etnoğrafya Bölümü’nde ise çeşitli
Türk –İslam eserleri ile yörenin sosyo-kültürel özelliklerini
ve yaşam biçimini yansıtan giysi, dokuma, el sanatları,
kilim, heybe, ev eşya ve gereçleri vb. etnoğrafik eserler
sergilenmektedir. Ayrıca Müze bahçesinde Roma, Bizans
ve İslami dönemlere ait taş eserler ve mozaik sergisi
bulunmaktadır.