ALANYA
DOĞA GÜZELLİKLERİ
Sahip
olduğu tarihi potansiyeli ile birlikte güneşi, denizi,
iklimi, kilometrelerce uzanan ince kumlu kumsalları, mavi
bayraklı plajları, dağları, ormanları ve mağaraları ile
Alanya, çeşitli merak ve farklı ilgi alanları olan turistlerin
hepsine hitabeden değerlere sahiptir.
PLAJLAR: Kent
içinde, Kalenin bulunduğu yarımadanın Batı yönündeki yamacın
bitiminde Damlataş ve devamında uzanan 2 km. uzunluğundaki
Kleopatra Plajları mavi bayraklıdır. Yarımadanın Doğu yönünde,
yine kent yerleşimi boyunca uzanan kumsalda, sırası ile
3 km. uzunluğundaki Begonville (Keykubat) ve bir km. uzunluğundaki
Portakal (Oba) plajları ‘mavi bayrak’lıdır. Mavi Bayrak,
plaj ve deniz suyunun temizlik standartlarını belirleyen
uluslararası bir uygulamadır. Ayrıca, Alanya’nın yerleşim
alanına 5-25 km. mesafede daha birçok plaj bulunmaktadır.
Bunların başlıcaları Doğuda Mahmutlar Plajı, Batıda sırası
ile; Ulaş, Fuğla ve İncekum Plajlarıdır.
MAĞARALAR: Alanya
‘da birçok mağara bulunmaktadır. Bunların en ünlüsü kuşkusuz
havası astım hastalığına iyi gelen Damlataş Mağarası’dır.
Mağara, Tarihi yarımadanın Batı kıyısında, Damlataş Plajının
hemen gerisindedir. 15 bin yılda oluşan sarkıt ve dikitleri
olan mağaranın iklimi yaz ve kış aynı olup, ısı 22 derece,
nem %95 tir.
Dim Mağarası, Alanya kent merkezinin 12 km. doğusunda, Cebel-i Reis Dağının
yamacındadır. Denizden 232 m. Yükseklikteki mağara 1998 de ziyarete açılmıştır.
Sarkıt ve dikitlerin bulunduğu mağaranın tabanında küçük bir göl vardır.1
milyon yaşında olduğu tahmin edilen mağaraya kent merkezinden kamu ulaşım
araçları ile ulaşılabilmektedir. Tırmanmayı sevenler, mağaraya Dim Çayı vadisindeki
piknik alanlarından yürüyerek ulaşabilirler. Mağaranın bulunduğu yamaçtan
Alanya Kalesi panoraması yorgunluğunuzu unutturacaktır.
Bu mağaralardan
başka ziyarete açık olmayan iki mağara (Kadıini, Hasbahçe)
ile denizden motorlarla ulaşılan 3 mağara (Aşıklar Mağarası,
Fosforlu Mağara,
Korsanlar Mağarası) bulunmaktadır. Bunlardan Alanya’nın 15 km. Kuzeydoğusundaki
Kadıini Mağarası’nın, yapılan araştırmalar sırasında bulunan 20000 yıllık
insan kemikleri nedeni ile Alanya’nın en eski yerleşim yeri olduğu sanılmaktadır.
Gezi motorlarının güzergahları üzerindeki Korsanlar ve Fosforlu Mağaralar’a
küçük motorlar girebilmektedir. Motorlardan atlayarak yüzerek de girilmektedir.
Heriki mağara da pırılpırıl berrak suyu ve dip oluşumları ile ilgi çekmektedir.
Denizden ulaşılan 3. mağara olan Aşıklar Mağarası’nın iki girişi vardır.
Tekne ile yanaşılıp birkaç adımda ulaşılan ilk girişten başka, tırmanarak
ulaşılan 2. giriş denizden 8 metre yüksekliktedir. İniş ise bu yükseklikten
kendini denize bırakabilenler için oldukça kolay ve heyecan vericidir.
DAĞ,
ORMAN VE YAYLALAR: Alanya yerleşmesi, bir sahil
kenti olmakla birlikte , sırtını yasladığı Toros Dağlarının
sunduğu güzelliklere sadece bir adım mesafededir. Başta
çam ve sedir ağaçları olmak üzere zengin faunası ile,
vadileri, yamaçlardan akan akarsuları, kaynak suları,
yaylaları ile Toroslar eşsiz güzellikler sunmaktadır.
Yöreye gelen ziyaretçiler tabiatla piknik alanlarında
ve yaylalarda kucaklaşırlar.
Piknik Alanları: Orman içi dinlenme alanı olarak, yayla yolu kenarında çeşme
başlarına yakın tabii orman dokusu, yazları piknikçilerin akınına uğrar.
Dim Çayı
ve Oba Çayı boyunca yükseklere çıkıldıkça suyun yaz aylarında azalması ile
su içerisinde konumlandırılan masa-sandalye, yüzer oturma gruplarından oluşturulan
özel (ücretli) piknik tesislerinde, serin suların üzerinde yiyecek ve içecek
servisi alabilir, hatta yüzebilirsiniz.
Yaylalar:
1000 metreyi aşan yükseklikleri ile orman içerisindeki
düzlük alanlar (yaylalar); XI. Yüzyıldan itibaren hayvancılıkla
uğraşan yörüklerin yaz mevsimini çadırlarda geçirdikleri
geleneksel yaylacılık formundan ziyade, günümüzde kentte
yaşayanların sıcak yaz günlerini geçirmek için iskan ettikleri
serin yazlık mekanlara dönüşmüştür. Serin iklimi, peyzajı
ve pastoral atmosferi ile yaylalar, gerek yerli halkın,
gerekse Alanya’ya gelen yabancıların da tercih ettiği günübirlik
gezi noktalarıdır. Bu talebe uygun olarak yaylalarda kurulan
otantik çadır alanlarında ve gölgelik altlarında gözleme,
ayran gibi yöresel yiyecek içecek servisi yapan kırsal
aile işletmeciliği yaygınlaşmıştır. Ayrıca et yemeği ,balık,
salata vb. yemekler sunan kır lokantaları ve kır kahveleri
de mevcuttur. Özel aracı olmayanlar, yaylalara kentteki
acentalardan kiralayabilecekleri motorlu araçlarla ulaşabilecekleri
gibi, organize olarak yerel seyahat acentalarınca düzenlenen
jeep safari gibi özel turlara da katılabilirler. En uzağı
araçla yaklaşık bir saat mesafedeki yaylalar arasında;
ulaşım, tesis, yükseklik (iklim) faktörleri açısından daha
cazip olan başlıcaları; Türbelinas, Söğüt Yaylası, Türktaş
ve Dereköy’dür. Türbelinas Yaylası yolu üzerindeki; Mahmutseydi
ve Gedevet, Söğüt Yayla yolu üzerindeki; Kaş, Sapadere
ve Tokar yaylaları ile Pınarbaşı, Söbüçimen ve Gökbel,
yöredeki diğer yaylalardır.